A témához tartozó oldalak:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28] >
Off topic: UYARI: Dikkat Scam
Téma indítója: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"1999’da Siyaset Meydanı’nda FETÖ’yü anlattılar, başlarına neler geldi" Aug 17, 2016

--Alıntı--

Sozcu.com.tr - 17 Ağustos 2016

O tarihte büyük tartışmalara sahne olan 18 Haziran 1999'da Ali Kırca'nın sunduğu Siyaset Meydanı'na katılarak FETÖ'yü anlatanların başlarına neler geldi, haklarında neler dendi, neler dediler...

18 Haziran 1999 tarihinde Ali Kırca’nın sunduğu ATV ana haber bülteni cemaat açısından şok geçirdikleri bir geceydi. Ali Kırca akabinde sunduğu Siyaset Meydanı’nda aşağıda isimleri geçen uzmanlarca konuyu değerlendirmişti. 23 Haziran 1999’da Ali Kırca Sabah gazetesinde şöyle yazmıştı:

“Son günlerin en can alıcı sorusu şudur: Düğmeye kim bastı? En çok merak edilen, en çok araştırılan, buna karşılık cevabı bulunamayan bu soruya en kestirme yanıtı verebilirim: Ben bastım.

Eğer geçen hafta konuyla ilgili bir Siyaset Meydanı programı yapmaya karar vermeseydim ve bunun sonucunda bazı kasetler ortaya çıkmasaydı, bütün bu gelişmeler yaşanmayacaktı. Öyleyse ‘Düğmeye ben bastım'.

Zamanlama da bana aittir. Kasetlerin derin devletin istemiyle yayımlandığı ya da uzun süredir elimizde olduğu ya da daha 40-50 kaset olduğu vb… Biliyorum ki hiçbiri doğru değil bunların…”

PROF. DR. NECİP HABLEMİTOĞLU (SUİKAST KURBANI)

1999 yılında ATV’deki programa katılan Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002’de fail-i meçhul bir suikaste kurban gitmişti. Öldürüldüğü için tamamlayamadığı Köstebek isimli araştırma kitabında Gülen hareketinin örgütlenmesini yazdı. Kitap, vefatından sonra bitirilememiş haliyle yayınlandı. İşte o programda söyledikleri ve Köstebek kitabının önsözü;

PROF. DR. TÜRKAN SAYLAN (ERGENEKON KUMPASI MAĞDURU)

Tıp doktoru, akademisyen, yazar, eğitimci, eski ÇYDD genel başkanı olan ve birçok konuda ödülleri bulunan ve yüzlerce yayını bulunan Prof. Dr. Türkan Saylan, Gülen yapılanması ile ilgili tehditleri dile getirdiği Siyaset Meydanı’nın konuşmacılarından biriydi. Yayında, “bunları konuştuğumuz için yarın başımıza ne gelecek, bilmiyorum” diyordu. Ergenekon kumpasının mağdurlarından oldu, aklandı. O dönem hakkında birçok iftira yayını yapıldı. Cemaat yayınlarından Todays Zaman, 2006’da ÇYDD’nin terör örgütü PKK’ya yardımcı olduğu, 2009’da ise Zaman Gazetesi ÇYDD kızlarının genç teğmenleri kontrol etmek için kullanıldığını belirtmişti.

ÇYDD davasında tüm dosyalar kopya çıktı!
O dönem ÇYDD Başkanı olan Türkan Saylan kanser tedavisi gördüğü hastaneden çıkarken şu açıklamalarda bulunmuştu:
“Hırsızlık güzel bir şey değil. Bir güzel kızımız okula başladığında evlenmiyorsa cemaatler biz bunu alacaktık, kapatacaktık, evlendirecektik diye bir düşünce var. Kızlarımızı Atatürk düşmanı yapmaya çalışıyorlar. Bazı basın bize iftira atıyor. AİHM’e başvuracağız.

Darbelerin Türkiye’den neler götürdüğünü gördük yaşadık. Ama hiçbir zaman istemeyiz böyle bir şeyi. Ama bunun bize kadar uzanması, belli basının iftirasıyla bugüne geldik. Ama bu balon patladı. Avrupa insan hakları’na kadar çıkacağız. Bütün dünya duymuş. Elimden geleni yapacağız.

Bunların hepsi sizler için. Giderken daha namuslu bir dünya bırakmak istiyoruz. Ülkemizi sattırmayız böldürmeyiz, hep birlikte bunun için çalışacağız.

Kafamda projelerimiz var, siz gençler için çalışıyoruz. Daha adaletli, adaletin tam işlediği, işkencenin olmadığı bir Türkiye istiyoruz. Biz bunları Atatürk’ün kızları olarak istiyoruz. O açıdan ÇYDD Atatürk ilke ve devrimlerini korumak için kuruldu.

Bir güzel kızımız okumaya başlayıpta 12/14 yaşında evlenmiyorsa o bir zarar veriyor cemaatlere. Her devrimin bir karşı devrimi olduğu gibi, cumhuriyet kurulduğundan beri cumhuriyetten zorluk görenler, hacılar hocalar, birden bire bir disiplinli rejime geçiliyor. Burada bir çok kişi mutlu oluyor ama birçok kişide kızıyor bu işe. Nefret ediyor bu sistemden.

Dinler insanlara temiz olmayı namuslu olmayı v.s öğretmeye çalışan bir sistem. Ama maalesef saptırılmış vaziyette. Her kafadan bir ses çıkıyor.

Kızları okutmamız cemaatlere zarar veriyor. Bu özellikler dinlerde yoktur. Dinler bize doğruluğu öğretiyor. Ama saptırılmış bir vaziyette. İnsanların ruhunu almaya çalışıyorlar. Her devrimin bir karşı devrimi var. Haksızlığı çocuklarımıza yapmamamız lazım. Bunların düzeltilmesi de eğitimle olur. Onun sistemi de düzelecek.”

Prof. Türkan Saylan, hastalığı ağırlaşmışken, gün doğmadan yapılan ev baskınından 35 gün sonra hayatını kaybetti. Son sözleri, “Ben bütün randevuları tamamladım. Bana düşen bütün görevleri yerine getirdim, ölüme hazırım” olmuştu.

EMEKLİ ORGENERAL KEMAL YAVUZ (ERGENEKON KUMPASI MAĞDURU)

1934 doğumlu Kemal Yavuz 1994 yılında emekli olduktan sonra köşe yazarlığının yanı sıra çeşitli televizyon programlarında strateji ve siyaset gibi konularda yorumculuk yaptı. Ergenekon davalarında “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuksuz olarak yargılandı. 5 Ağustos 2013 tarihinde yapılan karar duruşmasında 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum oldu. 30 Aralık 2013 tarihinde İstanbul’da vefat etti.

Yavuz, 18 Haziran 1999’da Siyaset Meydanı’nda Fethullah Gülen’in röportaj formatında olan ve toplatıldığını söyleyen “Küçük Dünyam” adlı kitabının detaylarını anlatmıştı. Emekli Orgeneral Kemal Yavuz 2012’de Fethullah Gülen'in 1999 tarihinde Ankara DGM'de yargılandığı davanın iddianamesinin kendisinde bulunmasına ilişkin şunları söyledi: “Fethullah Gülen ile neden ilgilendiğimi izah edeyim. Ben Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyesiydim ve 8 YAŞ toplantısına katıldım. İrtica faaliyetleriyle ilgili olduğu iddia edilen subay ve astsubayların dosyalarını inceledim. Savcılık ifadelerini dinlediğimde Fethullah Gülen adına rastladım. Ben Fethullah Gülen'in halk ve devlet açısından tehlikeli bir kişi olduğunu her zaman ifade ettim” demişti.

GÜLSEVEN YAŞAR (ERGENEKON KUMPASI MAĞDURU)

Ergenekon davasında hakkında kırmızı bülten çıkarılan ve 179 ülkede “Kırmızı Bülten”le aranan Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Gülseven Yaşer Odatv’ye 5 Ağustos 2014 tarihinde o programı ve sonuçlarını şöyle anlatıyor:

“Şimdi Gülay Göktürk'ten ya da diğerlerinden cemaati dinliyoruz. Daha önceleri de Ali Kırca'yı ve Ayşenur Arslan'ı yine bu kaset nedeniyle eleştiren gazeteciler oldu.

Bu kasetlerin daha önce kendilerine geldiğini, ama yayımlamadığını övgüyle anlatan meşhur bir gazetecimiz var: Reha Muhtar. Bu muteber şahsa, din adamı kisvesi altında çalışan birinin ülkenin anayasal güçlerini ele geçirme stratejisini anlatan görsel kaseti geliyor ve bir gazeteci olarak haber değeri taşıyan bu olayı kamuoyuna sunmuyor. Ve bununla da övünüyor.

Ve diğer bir duayen gazeteci de, vefat etmiş olan M.Ali Birand. Ali Kırca ve Ayşenur Arslan'ı eleştirerek, Onları 28 Şubatçı olmakla suçlamıştı. Oysa bu yayının, 28 Şubatçı haksız nitelemesiyle veya 28 Şubatçı olmakla hiç bir ilgisi yok. Çünkü, tamamen Sivil Toplum Kuruluşlarına gelen ve Fetullah'ın okul ve yurtlarında eğitim görmüş iki öğrenciyle başlayan olayların devamı.

Şimdi bakıyorum da, meğer sağduyu sahibi, gerçekleri görebilen ne kadar çok insan ve gazeteci varmış. Birdenbire, çok yükseklere taşınan malum şahsı ve cemaatini aşağılara sürüklediler ve hemen herkes ve pek çok kalem cemaat düşmanı oldular.
Bunlar, sinsice sürdürülen ve çağdaş Türkiye'nin tüm değerlerini yok edecek bir hareketin izlerini taşıyan Gülen'in onlarca kaseti yayınlanırken neredeydiler?

Küçük yaşta cemaatin eline düşen Anadolu'nun yoksul çocuklarının yaşam öykülerini hiç mi duymadılar, dinlemediler. İki tane cesur öğrencinin hayat hikayelerini yazdığı ve 206 Sivil Toplum Kuruluşundan oluşan Sivil Toplum Kuruluşları Birliği'nin 1998 yılında yayımladığı“HOCANIN OKULLARI” kitabını da mı görmediler.

Korku içinde basın mensuplarının karşısına çıkan ve yaşadıklarını birebir anlatan bu iki gence ne yazık ki bizlerden başka sahip çıkan olmadı. Yalnız bırakıldılar. Ve yine cemaatin eline düştüler. Diğer bir mağdur üniversite öğrencisinin, “Ceviz Kabuğu” televizyon programında söyledikleri de cemaatin gerçek yüzünü anlatıyordu.

Bütün belgeler ortadaydı. Ama bu kalemler, o zamanlar başka şarkılar söylüyorlardı. Gerçekten çok acı…”
Bu Gülen kasetiyle ilgili Ali Kırca ile birlikte ATV’de beraber yayımladığını belirten Ayşenur Aslan ise 7 Ağustos 2014’de Yurt Gazetesindeki köşesinde program hakkında şöyle değerlendirmede bulunuyor:

“Peki, 1999 yılında atv'de Ali Kırca ile birlikte yayınladığımız kasette ne diyordu Fethullah Gülen:
“ELE GEÇİRMEK İÇİN…”
“Arkadaşlarımızın mevcudiyeti İslami geleceğimiz adına bu işin garantisidir. Bu açıdan Adliye, Mülkiye veya başka bir hayati müessesede, bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti öyle ferdi mevcudiyetler şeklinde ele alınıp öyle değerlendirilmemelidir. İstikbalde yürümek için sistemin püf noktalarını keşfedin. (..) Fuzuli kahramanlık yerine ele geçirmeyi tercih edelim. Bu nedenle Mülkiye ve Adliye'de çalışan arkadaşlarımız için bu çok önemlidir.”

Neymiş?!
Fethullah Gülen, o kasette devletin hayati müesseselerinden söz ediyormuş. “Ele geçirmekten” dem vuruyormuş. Dahası, bunları Adliye ve Mülkiye gibi, devlet aygıtının kilit yapılanmaları için söylüyormuş.

O dönemde, bu sözlerin anlamını çözmemek için ahmak olmak gerekirdi. Ya da başka hesaplar peşinde koşmak…
Oysa, o günlerden bugüne gerek Ali Kırca'ya gerekse bana 28 Şubat'ın –dolayısıyla askerin- maşası muamelesi yapıldı. Bizim, bu kasetin dışında 28 Şubat andıcındaki diğer “uydurulmuş haberlerin hiçbirine itibar etmediğimizi, yayınlamadığımızı” görmediler. Göstermediler.

ÇEKMECEDEN ÇIKARILDI
Dahası da oldu. 1999 yılında atv Haber'de birlikte çalıştığımız Mahmut Övür, bundan 6 yıl kadar önce kaset meselesini yeniden gündeme getirdi. İddiaları ve tartışmayı ısıttı. Ama kendisini “ben o sırada ayrılmak üzereydim” diye sıyırdı. Ve bizleri ihbar etti.”

ESKİ DGM (DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİ)SAVCISI NUH METE YÜKSEL (KASET MAĞDURU)

Nuh Mete Yüksel, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısıydı. Son derece kritik konuları soruşturuyordu… Atatürk, Cumhuriyet karşıtlarına yönelik soruşturmalar açıyor, yürüttüğü soruşturmalar Türkiye’nin gündemini oluşturuyordu. Yüksel Gülen’in açıklamalarına yer verilen bu Siyaset Meydanı’ndan sonra o güne kadar kimsenin el atmadığı bir hazırlık soruşturmasını başlattı. Sanık Fethullah Gülen hakkında 11 Ağustos 2000 tarihinde ‘gıyabi tutuklama kararı’çıkardı.

Nuh Mete Yüksel, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Özkök’e Fethullahçı yapılanmayı detayıyla anlattığını belirterek, “Orduda bu yapılanmaya sessiz kalındığını o an anladım. Ürkmüştüm” dedi. Arşivimde duran, “Okyanus Ötesindeki Vaiz” kitabımı yazarken de önemli ölçüde yararlandığım iddianamenin sayfalarını çeviriyor. Ve ağzından şu cümle dökülüyor: “Ben o zaman tehlikeyi görmüştüm…” Ve başlıyor anlatmaya…” Soruşturmanın başında 5-6 tanığım vardı. Bu örgütün içinde bulunmuş, yer almış, sonra ayrılmış gençler kendiliğinden gelmişti. Çok önemli bilgiler verip mahkemede tanıklık yaptılar. Kovuşturmanın bitmesine yakın tarihlerde hepsi tanıklıktan vazgeçti. Tehdit edilmişlerdi.Davamız 2 No’lu Ankara DGM’de devam ederken bilim insanı Necip Hablemitoğlu da öldürüldü. Necip Bey, Gülen konusunda çalışmalar yapmış bir insandı. Öldürülmeden önce ‘Köstebek’ isimli bir kitap yazmıştı. Hala Fethullahçı örgüt tarafından öldürüldüğü kanaatindeyim. Delillerinin de günün birinde ortaya konulacağına inanıyorum.”

2002 yılında Nuh Mete Yüksel kaset kumpası mağduru olmuştu. Soner Yalçın köşeyazısında o dönemi şöyle anlatmıştı: http://www.sozcu.com.tr/2014/yazarlar/soner-yalcin/ilk-seks-kaseti-435087/

------------------------------
Buradan da okunabilir + kaynak: http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/1999da-siyaset-meydaninda-fetoyu-anlattilar-baslarina-neler-geldi-1355290/

[Edited at 2016-08-17 15:29 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"20 yıl önce Türkiye uyurken!.." Aug 17, 2016

-Uğur Dündar'ın yazısı Sözcü gazetesinden alınmıştır--

Yazan: Uğur Dündar
17 Ağustos 2016 Sözcü gazetesi
___________________________________________

Günlerdir ekranlarda bir tartışmadır sürüp gidiyor.
Fethullah Gülen'in devletteki yapılanmasına işaret eden ilk raporu kimin yazdığıyla ilgili tartışmaları büyük şaşkınlıkla izliyorum.
O nedenle bugün FETÖ filmini geriye doğru sarıyor ve sizi 22 Aralık 1996 tarihine götürüyorum…
* * *
O gün Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlığında Susurluk Zirvesi düzenleniyor.
Zirveye dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, SHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu katılıyor.

Toplantıda MİT'in devletteki tehlikeli yapılanmaları konu alan 18 sayfalık raporu okunuyor.

Susurluk'taki kaza sonrası ortaya saçılan yasa dışı ürkütücü ilişkilerin de irdelendiği raporda, mücadele edilmesi gereken 58 kişi ve örgüt sıralanıyor.
Fethullah Gülen ve Cemaati, listenin 56. sırasında yer alıyor!..
* * *
O tarihte ben Kanal D Haber Genel Yönetmeni'yim. Günümüzün CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan da başarılı Haber Müdürümüz…
Tuncay, Susurluk'taki kaza sonrasında Türkiye'yi sarsan, bu arada adımızın çeteye öldürülmek üzere verildiğini ortaya çıkaran özel haberlerine bir yenisini ekliyor. Çankaya zirvesinde gündeme gelen MİT raporundaki isim listesine ulaşıyor.
Tabii hemen ekrana getiriyoruz.
Vay sen misin bunu yayınlayan…

Sanki o raporu biz yazmışız gibi, Gülen taraftarlarının yaylım ateşine uğruyoruz.
Telefonlarımız bir hafta boyunca kilitleniyor, yağmur gibi küfür, hakaret ve tehdit yağıyor!..
Hakkımızda akıl almaz iftiralar atılıyor, yargısız infazlar yapılıyor!..
Ayrıca mahkemelerden de peş peşe tekzipler geliyor!..

Bir değil, iki değil, belki inanmayacaksınız ama 100'e yakın tekzip kararı veriliyor!..
Şimdi sıkı durun.
Aynen yayınlamak zorunda olduğumuz tekzip metinlerinde Fethullah Gülen'den, “Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi” olarak söz ediliyor!..

Evet Cumhuriyet yargısının bağımsız hakimleri, daha 1996 yılında tekzip metinlerini “Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi…” diye başlatıyor!..
* * *
Aslında MİT, o tarihte, devletin zirvesine “Cemaat'in Cumhuriyet'e darbe indirmek amacıyla devlette örgütlendiğini” rapor ediyor.
Hakimler tekzipleri “Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi” diye başlatarak bir bakıma MİT raporunun doğruluğunu onaylıyor!..
Kanal D Haber de, linç edilme pahasına Türkiye'ye büyük tehlikeyi duyuruyor.
* * *
Yazının başına dönersek;
Ekranlarda günlerdir FETÖ hakkında ilk raporu kimin yazdığı, MİT'in darbeyi haber verip vermediği tartışılıyor!
Bu durumda ta 20 yıl önce “uyan” borusunu çalan bizlere de “Günaydın” demek düşüyor!..

Uğur Dündar'ın yazısı: http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/ugur-dundar/20-yil-once-turkiye-uyurken-1354691/


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"15 Temmuz, darbe görünümlü işgal senaryosudur!.." Aug 17, 2016

--Alıntı--
14 Ağustos 2016 SÖZCÜ GAZETESİ -
UĞUR DÜNDAR-AYTUN ÇIRAY SÖYLEŞİSİ

UĞUR DÜNDAR (U.D.): Sayın Çıray, tarihimize kara bir gün olarak geçecek olan 15 Temmuz'daki darbe girişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Biz 15 Temmuz'da aslında ne yaşadık?

AYTUN ÇIRAY (A.Ç.): Sayın Dündar, 15 Temmuz'da bir milletin başına gelebilecek en büyük, en şiddetli depremlerden fazlasını yaşadık. Darbe görünümlü işgal senaryosu hayata geçirildi. Ancak bu senaryonun asli yazarları oyunu her halükarda kendilerinin kazanacaklarını düşündükleri şekilde yazdılar. Ya asıl destekledikleri habis şebeke kazanıp, Türkiye 16 Temmuz sabahına tamamen öz ve kabuk değiştirmiş bir başka ülke olarak uyanacaktı. Veya ülke Suriye'ye rahmet okutan bir iç savaş ve kaos ortamına girecekti. Başta siz birçok yazar çizer öldürülmüş olacaktı. Ancak amaçlarına tamamen ulaşamadıklarını söyleyemeyiz. Bir an için neyin nasıl olduğunu bırakıp sonuçlarına bakalım: Sonuç Fetret'tir, yıkılmış bir devlet görüntüsüdür, milletin ferasetiyle iç savaşın eşiğinden dönülmüş olmasıdır.

(U.D.): Sosyal-siyasi felaketlerin sonuçları, doğal felaketlerden daima çok daha ağır olur Sayın Çıray…

(A.Ç.): Çok doğru bir tespit. Bakın Irak'a, özellikle de Suriye'ye… Bu ülkelerin yeniden ayağa kalkma umutlarının oranı kaç? Onlar artık ortak bir hayat ve gelecek tasavvurları tüketilmiş insanlar ülkesi… Türkiye işte böylesi dipsiz bir cehennem kuyusuna düşmekten kurtuldu.

CUMHURBAŞKANI'NIN GERÇEK DOSTU YANDAŞLAR MI, SÖZCÜ MÜ

(U.D.): FETÖ kalkışması önceden tahmin edilemez miydi?

(A.Ç.): Darbe tahmin edilebilirdi ama işgal edilemezdi!.. Önce bu kalkışma olmadan nasıl bir Türkiye vardı ona bakalım. Devletin çivileri yerinden oynatılmıştı. TÜBİTAK'ın başına hayvanat bahçesinden bir bürokrat atanacak kadar devlet bürokrasisi ayağa düşürülmüştü. Sayın Gül Dışişleri Bakanı iken, bunlara yardımcı olunması için resmi genelge çıkarmıştı. Anayasa askıya, parlamento bekleme odasına alınmıştı! Ben bir rejim kurdum şimdi anayasayı buna uydurun diyen bir otokratın keyfi yönetimi vardı. Bir çete şerhlerle orduya, atamalarla devletin içine yerleştiriliyordu. Hiçbir bilimsel kaygı olmadan siyasi İslamcı eğitim kurumları açılmasına izin veriliyordu. Bugün kapatılan 15 üniversitenin 14'ünün iznini AKP vermişti! Yani bir darbe olagelmekteydi. Ben bunlara mart ayında işaret ettim. “Siyasetçilerin görevi darbeleri engellemektir” dedim. Bir kapalı grup toplantımızda da bazı tedbirler alınmazsa 3-4 ay sonra burada konuşamayız, dedim. Sözcü ve yazarları uyarıları ile tarihe geçti. Sayın Cumhurbaşkanı geriye baksın bakalım, gerçek dostu Sözcü ve yazarları mı, yandaş ve yalakalar mı? Asker kılığına girmelerine izin verilmiş bir ihanet şebekesinin kendi vatandaşlarını öldüreceğini ve Meclis'i bombalayacağını kimse öngöremezdi. Bu eşi benzeri görülmemiş trajedidir.

ALEVİ GENERALLERİN LİSTESİNİ DEMİREL'E VERDİK, HAKARET ETTİ

(U.D.): Adalet Bakanı'nın muhalefete 17-25 Aralık'a kadar siz uyardınız biz dikkate almadık, 17-25 Aralık'tan sonra biz sizi uyardık, kulak vermediniz mealindeki sözlerini nasıl yorumluyorsunuz?

(A.Ç.): Suçu paylaştırma çabası olarak görüyorum. Bu mantık şimdi TV'de MİT'in görevlendirdiğini tahmin ettiğim eski FETÖ'cülerle de yayılıyor. Her başarısızlıklarını, “kandırıldık, aldatıldık” diye örtbas etmeye çalışıyorlar ya; Gülen Özal'ı, Demirel'i, Ecevit'i de aldattığına göre, Sayın Cumhurbaşkanı'nın kandırılması normaldir, demeye getiriyorlar. Halbuki Demirel hakkında bizzat Gülen diyor ki, “Alevi, şeceresi bozuk generallerin listesini Demirel'e verdik. Sen orduya müdahale etme, diyor. Bize hakaretamiz ifadeler kullandı.” Bu nedenle hiç kimse siyasi sorumluluklarına kimseyi ortak etmeye kalkmasın. Ne Demirel'in ne Ecevit'in FETÖ ile ortak bir menzilleri yoktu. 17-25 Aralık olmasaydı, Erdoğan kendini güvende hissetseydi, TSK bu çete tarafından ele geçirilmiş olacaktı. Masum insanlar Silivri'de ölüyor olacaklardı. Onlar hapiste oldukları için 15 Temmuz işgal hareketi hiçbir engelle karşılaşmayacaktı. Onun için orduyu çözerken “vesayet” derken hiç olmazsa şimdi “liyakat” demeliler.


TÜRK MİLLETİ BAYRAĞIYLA YENİDEN TARİH SAHNESİNE ÇIKTI

(U.D.): Siyasiler, yazarlar, askerler, yargıçlar dışında bütün bu felaketlerin Türk Milleti'yle ilgili cepheleri var mıydı?

(A.Ç.): Olmaz mı, elbette var! Aslında bu süreçte Türklerin toplum olma vasfının aşındırılması, millet olma niteliğinin zayıflatılması için çok uğraşıldı. Adı bile anılmaz olmuş, “Ne Mutlu Türküm Diyene” birleştirici ilkesi bile faşistlerin mottosu olarak aşağılanmıştı. Ama 15 Temmuz gecesi gördük ki, bir dönem adını bile anmaktan sakındıkları Türk Milleti'ni yok etmeyi becerememişler. Ben bu ülkenin merkez sağ ve solunda siyaset yapan biri olarak söylüyorum Sayın Dündar; 15 Temmuz gecesi Türk Milleti'ni gördüm. Varmışlar ve geldiler. Kimlik siyaseti yapanlar yanıldılar. Türk Milleti 100 yıl sonra bayrakları ile tarih sahnesine yeniden çıktı. Yenikapı'da hep beraber milli refleks verildi.

MİLLET SORACAKTIR: BİRLİKTE HANGİ MENZİLE GİDİYORDUNUZ

(U.D.): 15 Temmuz'un başka birçok önemli cephesi de yok mu? İnsanımızın da artık daha dikkatli davranması gerekmiyor mu? Türkiye'yi darbeye getiren politikaları sorgulamaları gerekmez mi?

(A.Ç.): Şüphesiz Sayın Dündar! Bakın Cumhurbaşkanı, Sözcü'nün ‘tarihi itiraf' manşetine tam oturan açıklamalarda bulundu. Bu itiraflar aslında 240 insanının canına, binlercesinin yaralanmasına mal olan ağır bir politik suçun ifadesidir. Sayın Cumhurbaşkanı, farklı görüşten olmalarına rağmen bu yapıya iyi niyetle destek olduklarını söylemektedir. Bunu zaten ipleri koparmadan önce bir serzeniş olarak ‘ne istediniz de vermedik' diye dile getirmiştir. Birilerine istediği neyse veriyorsanız başkalarının hakkından veriyorsunuz demektir. Milletimiz artık -biz dahil- hakkını yiyenlerden hesabını sormalı. “Çözüm süreci” diyenler Güneydoğu'da egemenliğinizi devretmişse ve bu egemenliği almak için evlâtlarınız şehit oluyorsa “Hop kendine gel!” denmeli. “Aynı menzile giden farklı yollardan biri gördüğümüz bu yapının sinsi hesapların aleti olduğunu gördük.” Ne zaman? 17-25 Aralık'tan sonra. Bunu diyene millet soracaktır: “Hangi menzile gidiyordunuz kardeşim?” Sormazsan bir sabah uyanırsın Atatürk'te sembolleşen kurucu değerlerin yerine FETÖ'nün değerlerinin geçtiğini görürsün.

(U.D.): Şerden hayır mı çıktı?

(A.Ç.): Hayır çıkması için niçin şerri yaşayalım canım. Elbette 15 Temmuz felaketi şu an için olabilecek en az hasarla atlatıldı. Ama bu olabilecek en az hasar dahi esasen muazzam kayıplar anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı siyasi fırsatlar çıkarmaya zinhar teşebbüs etmemeli yoksa tamamen yalnızlaşır.

CUMHURBAŞKANI DEV BETON BARİKATLARLA İZOLE OLDU
(U.D.): Ne demek istiyorsunuz?

(A.Ç.): Bir ziyaretim esnasında Sayın Demirel, “Doktor, Güniz Sokak'la bu pencere arası 10-15 metredir. Başbakanlığımda, muhalefette, yasaklı yıllarımda burada oturdum, şimdi de buradayım. Daha bu cama bir yumurta atılmadı. Milletimin bir kısmı beni sevdi, bir kısmı eleştirdi fakat hiçbiri nefret etmedi” dedi. Ama bakın Erdoğan on dört yıllık politikaları sonucunda Külliye adını verdiği sarayında aynı Irak'ta olduğu gibi dev beton barikatlar ve sayısız korumayla yaşayan izole bir lider haline geldi.

ŞİMDİ GÜNDEMİMİZ HAKİKİ BİR İÇ HUZURUN TESİSİ…

(U.D.): Cumhurbaşkanı'nın ılımlı uzlaşmaya açık tavrını sürdürmesi hayati bir mesele. Siz ne düşünüyorsunuz?

(A.Ç.): İtiraf etmek, özeleştiri yapmak iyidir de ne olan biteni telafi ediyor, ne de siyasi anlamda gerçekten bağışlatıyor. Bunlar elbette tartışılacaktır. Fakat şimdi gündemimiz hakiki bir iç huzurun tesisi. Bu Meclis'i Kasım 2019'a kadar samimi bir uzlaşma anlayışı içinde çalıştıralım. Kimse kapsamlı bir anayasa değişikliği başta olmak üzere çok tartışma yaratacak konularda referanduma gitmeyi, erken seçimi bile aklının ucundan geçirmemeli. Burada başlıca aktör Sayın Cumhurbaşkanı…

GAZİ MECLİS'İN KENDİNİ BOMBALAYANLARI SORUŞTURMASI MİLLETE NAMUS BORCUDUR

(U.D.): Bütün bu değerlendirmeler ışığında üyesi olduğunuz 15 Temmuz FETÖ darbesini araştıracak Meclis Komisyonu'nun en önemli görevi size göre nedir? Ayrıca bu görevin başarılması için neler yapmayı düşünüyorsunuz?

(A.Ç.): CHP adına yürüteceğimiz bu görevi bize Sayın Kılıçdaroğlu güvendi ve verdi. Sayın Dündar bu tür komisyonlarda görev alan ve işini ciddiyetle yapanların çoğunun siyasi hayatı riske girer. Bunu şeffaflıkla aşacağız. Tankın altına yatan bu milletin bilme hakkı vardır. Bu yüzden komisyonun faaliyetleri canlı yayınla milletimize duyurulmalıdır. Ülkemizi yıkımın eşiğine getiren süreçlerin hazırlayıcıları bulunup çıkarılmalıdır. Böyle felâketlerin tekrarlanmaması için bu şarttır. FETÖ örgütünün devlet içindeki yayılma sürecini açıklıkla ortaya çıkarmalıyız. Kalkışmanın siyasi kadroları kimlerden oluşuyor? Bunlar aydınlatılmak zorunda. Yani bu komisyon soruşturma komisyonuna dönüştürülmeli. Ancak Müyesser Yıldız yazdı; Sayın Cumhurbaşkanı, “Komisyonlardan bir şey çıkacağına inanmıyorum” demiş. Bu sözleri çok talihsiz olmuş. Zira darbe gerçeklerinin ortaya çıkmasını istemeyenlere cesaret verir. Bakın açıkça söylüyorum bu kanlı işgal girişiminin önündeki sis perdesini aralamamızı engelleyenleri milletimize şikâyet ederiz. Bir kısmının suç ortaklığından şüphe ederiz. Kimse unutmasın Gazi Meclis'in kendini bombalayanları araştırması, bizi buraya gönderen ve işgali canları pahasına engelleyen bu asil millete namus borcudur.

BAŞBAKAN ILIMLILIK VE NEZAKET SERGİLİYOR GERİLİME İHTİYAÇ YOK

(U.D.): Danışmanlarının bu süreçte Cumhurbaşkanı'nı nasıl etkileyecekleri de önemli değil mi?

(A.Ç.): Bu ılımlılık, maalesef radikal danışmanlarının tehdidi altında… Bu danışmanlar Cumhurbaşkanı'nın keskinleşmesini, kendi çeşmelerinin gürül gürül akmasının ve testilerini doldurmalarının garantisi olarak görüyorlar. Asıl tehlikelisi Cumhuriyet'in kurucu dönemi hakkında kendi uydurdukları tarihe takılıp kalmışlar. Bazıları rövanşizmlerine Cumhurbaşkanı'nı alet edecek kadar sorumsuz ve ahlaksızlar. Cumhurbaşkanı'nı radikalleştirmek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bu aşamada Başbakan Binali Yıldırım sigorta olabilir. İzmir'in ruhu Sayın Başbakanımızı da etkilemiş görünüyor. Bir ılımlılık ve nezaket sergiliyor. Radikal danışmanları nötralize etmek için gerçekten mücadele verdiğini düşünüyorum. Unutmayalım toplum ve tarih öğretir. Bence Sayın Kılıçdaroğlu, ortaya çıkan ılımlılık ve serinkanlılık ikliminde en büyük paya sahip. Herkes onun açıkladığı 12 maddelik reçeteyi iyi okumalı. Gerilime ihtiyacımız yok! Bu arada 15 Temmuz sanıklarının işkence ne kelime, kötü muameleden bile masun tutulmamaları davaların hukuki meşruiyeti açısından hayatidir.
----

Uğur Dündar'ın söyleşisi: http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/ugur-dundar/15-temmuz-darbe-gorunumlu-isgal-senaryosudur-1351435/


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"Onsekiz gündür aranan savcı yakalandı! Odasına özel internet hattı çekmiş" Aug 17, 2016

--Alıntı
Milliyet - Sabah 17.08.2016


Soruşturma kapsamında 18 gündür aranan Uşak Adliyesinde görevli Cumhuriyet Savcısı Akif Özgün yakalandı.

Uşak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 18 gündür aranan Cumhuriyet Savcısı Akif Özgün yakalandı.

Uşak Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, FETÖ'nün darbe girişimiyle ilgili başlatılan soruşturma kapsamında açığa alınan, soruşturma izni verilen ve bir süredir aranan Cumhuriyet Savcısı Akif Özgün'ün kent merkezinde görüldüğü ihbarı üzerine operasyon düzenledi. Gözaltına alınan Özgün, sağlık kontrolünden geçirildikten ve sorgusu yapıldıktan sonra adliyeye sevk edildi.

18 gündür aranan Özgün'ün yakalanması için emniyette özel ekip kurulmuştu.

Özel internet hattı
Özgün'ün üzerinde 370 lira para ve bir otobüs bileti bulundu.

Savcının adliyedeki odasında yapılan aramada da biri 12, diğeri 3 olmak üzere toplam 15 terabaytlık özel veri depolama cihazı bulundu. Cihazlar incelenmek üzere Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerine teslim edildi.

Özgün'ün, network ağları ile cihazlardan veri toplamak için adliyedeki odasına özel internet hattı çektiği öğrenildi.

ŞAİBELİ REYTİNG OPERASYONLARI YAPMIŞTI

FETÖ tarafından 2011 yılında şaibeli reyting operasyonunu yaparak FETÖ'nün kasasına 1.5 milyar dolar indiren savcı Akif Özgün en son savcı olarak görev yaptığı Uşak'ta gözaltına alınacaktı ama elini kolunu sallayarak kaçmıştı. Korkunç kumpaslar kuran ve skandal kararlara imza atan FETÖ'cü savcıyla ilgili iki yıldır hakkında çıkan haberler üzerine ne HSYK ne de Emniyet harekete geçmişti.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/onsekiz-gundur-aranan-savci-gundem-2296702/
Kaynak: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/17/fetocu-kacak-savci-akif-ozgun-yakalandi

===========
ADO_YORUM: Ne gayretli (!) savcılar varmış be Hurşit ağbiii

[Edited at 2016-08-17 21:24 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"İşte darbecilerin karargahı villa" Aug 17, 2016

--Alıntı--
Sabah gazetesi 17 Ağustos 2017


Darbecilerin, 15 temmuz öncesi Ankara’da bir villada toplandığı, ve bu villayı karargah olarak kullandığı belirlendi. A Haber o villayı buldu. .

"İşte darbecilerin karargahı villa" ÖZEL HABER: http://www.sabah.com.tr/webtv/turkiye/iste-darbecilerin-karargahi-villa

"İşte darbecilerin karargahı villa" ÖZEL HABER: http://www.sabah.com.tr/webtv/turkiye/iste-darbecilerin-karargahi-villa

Yeri: http://www.sabah.com.tr/webtv/turkiye/iste-darbecilerin-karargahi-villa

[Edited at 2016-08-17 18:24 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"FETÖ ABD'ye 500 milyon dolar kaçırdı" Aug 17, 2016

-- Kaynağından alınmıştır--

Internet Haber Merkezi
17 Ağustos 2016 Saat 18:03
Anadolu Ajansı

Uşak'ta FETÖ'ye yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, örgütün son 5 yılda himmet, bağış, kurban ve adı altında özellikle iş adamlarından topladığı yaklaşık 500 milyon doları, paravan şirketler, yurt içi ve dışındaki okullar aracılığıyla çeşitli ülkeler üzerinden ABD'ye aktardığı yer aldı.

Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY'nin finans ayağına yönelik yaklaşık bir yıldır süren soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, örgütün finans yapılanması deşifre edildi.

Başsavcılığın Eylül 2015'te başlattığı ve terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in "bir numaralı" sanık olarak yer aldığı 13'ü tutuklu 111 sanık hakkında yürütülen FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan 2 bin 527 sayfalık iddianamede, örgütün finans yapılanmasıyla ilgili detaylar yer aldı.

Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, 6'sı şikayetçi, 60'ı mağdur toplam 220 tanık ifadesine yer verildi. İddianamede, Uşak'ta 1984 yılından itibaren örgütlenen yapının özellikle örgüte finansal destek sağlamak için dizayn edildiği belirtildi.

Operasyon kapsamında halen tutuklu bulunan FETÖ'nün "bürokrasi imamının yardımcısı" Hazim Sesli'nin Uşak ve çevre illerden "himmet", "bağış", "kurban", "zekat" adı altında özellikle iş adamlarından toplanan paraların ABD'ye aktarımıyla ilgili görevli olduğu, toplanan paraların kurulan paravan şirketler aracılığıyla hayali ticari faaliyetler kullanılarak bankacılık sistemine sokulduğu, yurt içindeki ve dışındaki çok sayıdaki eğitim kurumu aracılığıyla Birleşik Arap Emirlikleri, Güney Afrika, Tunus, Fas, Ürdün, Almanya gibi ülkeler üzerinden ABD'ye aktarıldığı ifade edildi.

İddianamede ayrıca, örgütün sadece Uşak'tan son 5 yıl içerisinde yaklaşık 500 milyon doları bu yöntemle yurt dışına çıkardığı bildirildi.

Banka işlem kayıtları da iddianamede
İddianamede, "iki numaralı" şüpheli olarak yer alan ve halen aranan "İsrail imamı" Harun Tokak adına Bank Asya üzerinden 105 kez olmak üzere milyonlarca lira para hareketi tespit edildiği, bu paraların Uşak'tan yurt dışına gönderildiği kaydedildi.

Uluslararası eğitim enstitülerinin şubelerinin İstanbul'da bir merkezde toplanarak para transferinde kullanıldığının yer aldığı iddianamede, tutuklu iş adamı Hazim Sesli'nin bu oluşumun idarecisi olduğuna işaret edildi.

İddianamede, Sesli'nin Maliye Bakanlığı Mali Suçlar Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ile değişik zamanlarda Pioneer Academy isimli kuruluş başta olmak üzere çok sayıda şirkete para transferinde bulunduğu, para transferlerinde özellikle eğitim kurumlarının kullanıldığı, örgüt tarafından belirlenen isimlere Bank Asya kanalıyla bireysel ve ticari krediler verilerek elde edilen nakdin bavullarla yurt dışına çıkartıldığı da yer aldı.

İş adamları tehdit edildi
FETÖ'ye finansal destek sağlamayan iş adamlarına değişik yöntemlerle baskı kurulduğunu anlatan tanıkların ifadelerinin yer aldığı iddianamede, bazı iş adamlarının mali cezaların yanı sıra yargıdaki ve emniyetteki örgüt mensuplarınca planlanan operasyonlarla zor duruma düşürüldükleri, bazı iş adamlarının iflasa sürüklendiği bilgilerine yer verildi.

Örgütün Uşak'taki yönetim merkezi olarak Uşak Organize Sanayi Bölgesinin kullanıldığının belirtildiği iddianamede, çok sayıda dijital arşiv, örgüt mensuplarının FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'i ziyaretleri sırasında çekilmiş fotoğrafları, telefon kayıtları ve konuşma kayıtları da bulunuyor.

İddianameye, Uşak'ta görev yapan çok sayıda üst düzey yönetici ve siyasetçinin örgüt üyeleriyle bağlantısını gösteren belgelerin yanı sıra bazı yerel basın kuruluşlarının sahipleriyle propaganda amaçlı işbirliği yapıldığını gösteren deliller de eklendi.

Yazının yeri: http://www.yenisafak.com/dunya/feto-abdye-500-milyon-dolar-kacirdi-2513157

[Edited at 2016-08-17 20:53 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"FETÖ'cü generalin serveti dudak uçuklattı" Aug 17, 2016

--Alıntı--

AA Giriş Tarihi: 17.8.2016 17:24

TSK'dan ihraç edilen eski Genelkurmay Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu'nun gayrimenkul zengini olduğu belirlendi
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) ihraç edilen eski Genelkurmay Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu adına kayıtlı Ankara'da 17 katlı on, 18 katlı üç, 25 katlı beş betonarme apartman ve arsa bulunduğu belirlendi.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Talu'nun malvarlığına ilişkin rapor düzenledi.

Başsavcılığa gönderilen raporda, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Veri Tabanı (TAKBİS) kayıtlarına göre, Talu adına kayıtlı, Ankara Gölbaşı İncek Mahallesi'nde 17 katlı on, 18 katlı üç, 25 katlı beş betonarme apartman ve arsanın bulunduğu belirlendi. Bunların "yevmiye tarihi" 4 Ağustos 2015 olarak belirtildi.

Talu'nun üzerine kayıtlı, yabancı menşeli 2014 model bir otomobil ile çeşitli bankalarda 21 ayrı Türk Lirası, ABD Doları, avro ve Japon Yeni hesabı tespit edildi ancak ne kadar parası bulunduğuna ilişkin bilgi verilmedi.

Raporda ayrıca, Türkiye Vakıflar Bankası Sancak Şubesi üzerinde Talu'nun eşinin vekaletle işlem yapma yetkisi olduğu bilgisi yer aldı.

Haberin 1. yeri: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/17/fetocu-generalin-serveti-dudak-ucuklatti
Haberin 2. yeri: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/586136/Darbeci_korgeneralin_mal_varligi_soke_etti_.html

[Edited at 2016-08-17 22:23 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"FETÖ’nün 62 bin gayrimenkulü çıktı" Aug 19, 2016

-Kaynağından alındı--

Giriş Tarihi: 19.8.2016 R. MEHMET HAZNEDAR/SABAH


FETÖ’ye ait 62 bin 317 taşınmazın 4 bin 548’i, devlet envanterine geçirildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da FETÖ’nün himmet paraları ile kurduğu serveti bir gecede bloke edip örgüte ağır darbe vurdu.

FETÖ'nün darbe girişiminin ardından mal varlıklarının satışına yönelik hükümetin yaptığı bloke çalışması örgütün "taşınmaz servetini" de ortaya çıkardı. Şu ana kadar örgütün elinde değeri milyarlarca lira ile ifade edilen 62 bin 317 gayrimenkul olduğu belirlendi. Örgütün taşınmazlarını kaçırmak için hamle yapmasını engelleyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da FETÖ'nün himmet paraları ile kurduğu serveti bir gecede bloke ederek örgüte ağır bir darbe vurdu. İçinde yurt, okul, üniversite ve örgüt evi de bulunan mülklerin 4 bin 548'i devletin envanterine geçirildi.

Maliye Bakanlığı 6 bin 619, adli merciler ise 49 bin 228 taşınmazın örgüte ait olduğunu belirledi. FETÖ'nün bir önceki satış işlemini de mercek altına alan bakanlık yetkilileri Kayyum atanmış şirketlerin kayyum atanmadan önce devrettiği şüpheli 6 bin 470 gayrimenkulü de tespit ederek örgütün mülk kaçırmasının önüne geçti. Tespit işleminin ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin hummalı çalışması sonucu bloke işlemi uygulanarak örgütün tüm mal varlığına yönelik satış işlemlerinin iptali gerçekleştirildi.

FETÖ mensuplarına göz açtırmayan yetkililer ilk Kanun Hükmünde Kararname'nin çıkacağı gece sabah saatlerine kadar çalışma yaparak bloke işlemlerini tamamladı. Bir yandan kanun hükmünde kararname ile FETÖ'nün taşınmaz varlığı deşifre edilirken bir yandan da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tapu sisteminde "Risk Bildirim ve Sorgulama Ekranı" oluşturuldu. Sisteme emniyet, valilik gibi birimler tarafından teyit edilen 10 bin 'şüpheli taşınmaz' girişi yapıldı.

FETÖ'ye ait 62 bin 317 adet gayrimenkul olduğu belirlendi. İçinde yurt, okul, üniversite ve örgüt evi bulunan mülklerin 4 bin 548'i devlet envanterine geçirildi. Taşınmazların 2 bin 381 adeti Hazine'ye, 2 bin 167 adeti Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredildi. Operasyonların devam etmesiyle birlikte bu sayının artacağı belirtiliyor.

Haberin kaynağı: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/19/fetonun-62-bin-gayrimenkulu-cikti



[Edited at 2016-08-19 10:59 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"The Economist'ten 'darbe' analizi: Avrupa başarısız oldu" Aug 19, 2016

--Alıntı yazı--
19 Ağustos 2016 ODA TV

Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ABD ve Avrupa'nın darbe girişimine “ikircikli” yaklaşımının ülkedeki Batı karşıtlığının artmasında etkili olduğu yorumları yapılıyor.

Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ABD ve Avrupa'nın darbe girişimine “ikircikli” yaklaşımının ülkedeki Batı karşıtlığının artmasında etkili olduğu yorumları yapılıyor. İngiliz Economist dergisi şimdiye kadar hiçbir AB ülkesi devlet başkanının Türkiye’yi ziyaret etmediğine dikkat çektiği yazısında “Bu, Türkler için sadakat sınavıydı, Avrupa başarısız oldu' diyor” gibi görüşlere yer verdi.

Haftalık İngiliz dergisi Economist, darbe girişimi sonrası Batı ile Türkiye arasındaki ilişkiyi irdelediği son sayısında Türkiye’de Batı karşıtlığının arttığını savunurken bunda Amerika ve Avrupa'nın darbe girişimine “ikircikli” yaklaşımının etkili olduğu görüşünü dile getirdi. Darbe girişimi sonrası “komplo” teorilerinin gündeme geldiğine işaret edilen yazıya şöyle devam edildi:

"Batı karşıtlığında artış var. Bir ankete göre Türklerin yüzde 84'ü darbe girişimcilerinin ülke dışından yardım aldığına inanıyor, yüzde 70'ten fazlası Amerika'nın parmağı olduğundan şüpheleniyor. Erdoğan ve bakanları Batı'yı çifte standart uygulamakla suçladı ve Fethullah Gülen'in iade edilmemesi durumunda ABD ile ilişkilerin ciddi şekilde bozulacağı uyarısını yapıyor."

BBC Türkçe’ye göre, Economist "Üst düzey bir Amerikalı yetkili, Gülen'i tek kıstas olarak kullanmanın karşılıklı ilişkileri tehlikeye attığı şikâyetinde bulunuyor. Erdoğan çok umursuyor gibi görünmüyor” gibi ifadeleri kullandığı yazısında Batı’ya yönelik şu eleştirilere de yer verdi:

"Batılı hükümetlerin de kısmen kendilerini sorumlu tutmaları lazım. Amerika ve Almanya'nın dışında birçoğu darbe girişimini kınamakta yavaş davrandı, bu da olayların nasıl sonuçlanacağını görmeyi beklediklerine dair şüpheleri kamçıladı."

“ŞİMDİYE KADAR HİÇ BİR AB ÜYESİ DEVLET BAŞKANI TÜRKİYE’YE GİTMEDİ”


Bunun ardından “Şimdiye kadar hiçbir AB üyesi devlet başkanı, dayanışma göstermek için Türkiye'ye gitmedi. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın 24 Ağustos'ta Ankara'ya yapacağı ziyaret ise 'çok geç gelen' bir ziyaret olarak görüldü” denilen yazıda şu değerlendirme yapıldı:

"Muhalifler dahil Türk siyasetçiler, Batı'yı darbe girişiminden çok, hükümetin darbe girişimine yanıtını eleştirmekle suçladı. Bazı Batılı diplomatlar, 270'e yakın kişinin öldüğü şiddetin boyutunu ve tasfiyelere verilen desteği yeterince anlayamadıklarını kabul ediyor. Bir diplomat 'Avrupa, eğer darbe gerçekleşmiş olsaydı işlerin çok daha kötüye gitmiş olacağını anlamıyor. Bu, Türkler için sadakat sınavıydı, Avrupa başarısız oldu' diyor."

AVRUPA “BASKININ KONTROLDEN ÇIKTIĞI ENDİŞESİNİ TAŞIMAKTA HAKLI”

Buna karşın Economist "Yine de Avrupa, Gülen destekçisi olduklarından şüphelenilenlere yönelik baskının kontrolden çıktığı endişesini taşımakta haklı” dediği yazısında “Tasfiye edilenlerinin çoğunun Gülencilerle gevşek bağları olduğu görülüyor” savını da öne sürdü.

Economist dergisi, halk arasında Batı'ya ve Gülen destekçilerine karşı duyulan kinin, “Erdoğan'a son yıllarda elde edemediği gücü kazandırdığını ve Türklerin büyük bir çoğunluğunu tarafına çektiği” görüşlerini de dile getirdikten sonra Batılı bir diplomata aften şunları da yazdı:

"Bir zamanlar Türkiye'nin Avrupa yanlısı olan hükümeti, on yıldır Batı'dan kopuyor. Amerika ve Avrupa'nın darbeye ikircikli yaklaşımı da bu kopuşu hızlandırıyor.”

Kaynağı Odatv'dir: http://odatv.com/avrupa-basarisiz-oldu-1908161200.html


============================
===============================

ADO_YORUM: Ayrucaaa: 15 Temmuz aykontisinde (daha darbenin ne yön alacağı belli değilken) "taraflara" bilmem ne tavsiye eden de Ami'ler (USA'lılar); ABD Dışişleri Bakanlığı değil miydi. Ne demek taraflar?? Şapa oturdunuz. Okumuş cahillersiniz + dünyayı karıştıran uğursuz öğütücüsünüz + Vietnam, Afganistan, Orta ve Güney Amerika Ülkeleri, İran, Türkiye ve daha birçok yerde NEFRET edilen insansılarsınız ey ABD kurumsal yöneticileri. Birçok günahsız halkla birlikte olan gariban Amerikan halkına da oluyor. Al vergiyi dünyayı bombala-karıştır-şer güçleri örgütle/destekle/kur/yönet... süper gücüm diye böbürlen... Yazık çok yazıkkkk!!! Elbet birgün bu şişkomanyak gücünüzü yitireceksiniz ey Gringo'larrr !!!

ÇOK ACI BİR ÖRNEK: Salvador Allende'ye karşı 11 Eylül 1973 tarihli ABD/CIA yapımı "Golpe de Estado"

1973 Şili Darbesi -> https://tr.wikipedia.org/wiki/1973_Şili_Darbesi
Çili hərbi çevrilişi (1973) -> https://az.wikipedia.org/wiki/Çili_hərbi_çevrilişi_(1973)
Golpe de Estado en Chile de 1973 -> https://es.wikipedia.org/wiki/Golpe_de_Estado_en_Chile_de_1973
1973 Chilean coup d'état -> https://en.wikipedia.org/wiki/1973_Chilean_coup_d'état
Putsch in Chile 1973 -> https://de.wikipedia.org/wiki/Putsch_in_Chile_1973 -> https://de.wikipedia.org/wiki/Putsch_in_Chile_1973

DAHA...
"BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARDI" DEDİKLERİ 12 EYLÜL 1980 DARBESİNE
VE
"BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARAMADI -KAÇINNNN" DEDİKLERİ 15 TEMMUZ 2016 DARBESİNE GELEMEDİK BİLE...

Vikipedi'den:
“ Ülkesinin insanlarının sorumsuzluğu yüzünden bir ülkenin komünist olmasına seyirci kalamayız. Meseleler, Şilili seçmenlerin kararına bırakılamayacak kadar önemlidir. „
— Henry Kissinger, ABD başkanı Nixon'un ulusal güvenlik danışmanı, daha sonra dışişleri bakanı

___________________________________________>>>

[Edited at 2016-08-19 17:55 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"Kolejde duvar yıkıldı, gizli kasa bulundu" Aug 19, 2016

--Alıntı--
İHA 19 Ağustos 2016 - 14:51

Ankara'da kolejin kasasından Bank Asya ve Asya Finans'a ait teminat mektubu çıktı. Ahşap duvarın içine gizlenen kasada çok sayıda vatandaşa ait 5 milyon TL tutarında çek de bulundu.

Ankara’da FETÖ soruşturması kapsamında bir kolejde yapılan aramalarda çok sayıda vatandaşa ait 5 milyon TL tutarında çek, Bank Asya ve Asya Finans’a ait teminat mektupları bulundu.

15 Temmuz’da FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi sonrası mühürlenen bir kolejle ilgili ihbarı değerlendiren Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, okulda arama yaptı. Okuldaki ahşap duvarları kıran ekipler, buraya gizlenmiş bir çelik kasa buldu. Çilingir yardımı ile açılan kasadan 20 bin TL nakit para, tahsil edilmemiş çok sayıda vatandaşa ait 5 milyon TL değerinde çek, Bank Asya ve Asya Finans’a ait teminat mektupları bulundu. Kasada bulunan evraklarla ilgili inceleme sürüyor.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/kolejde-duvar-yikildi-gizli-kasa-bulundu-40201480


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"Adalet Bakanı Bozdağ: ABD yetkili makamlarının tercih hakkı yoktur" Aug 19, 2016

--Sabah'tan alındı--

Sabah gazetesi Giriş Tarihi: 19.8.2016 15:43

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, hakim ve savcı adayları kura töreninde konuştu. Bakan Bozdağ, burada yaptığı konuşmada FETÖ elebaşı Gülen'in iade sürecine ilişkin, "ABD yetkili makamlarının tercih hakkı yoktur. Tedbir için bunu yapmak zorunda" dedi.
Konuşmasının başında 15 Temmuz gecesine değinen Bakan Bozdağ, "Yargı darbeye ilk kez biat etmedi" dedi. Bakan Bozdağ konuşmasında şunları kaydetti:

Bu darbe teşebbüsüne kalkışan elebaşı Gülen'in iadesine ilişkin olarak ABD ve Türkiye arasında suçluların iadesi anlaşmamız var. İade süreçleri bu anlaşmanın ilgili hükümleri çerçevesinde yürüyor. Türkiye gerekli dosyaları ABD'yi iletti. Anlaşmamızın 9. maddesinde iade talebini iletildikten sonra süreç tamamlanana kadar tutuklama yapılabilir deniyor.

"ABD İADE ANLAŞMASINA UYMADI"

ABD yetkili makamlarının tercih hakkı yoktur. Tedbir için bunu yapmak zorunda. ABD, karar verene kadar yakalamak ve tutuklamak zorunda dedi. Tutuklama yapacak dosyalar incelenecek, iade konusunda kararını netleştirdikten sona iade edecekse edecek yoksa etmeyecek. Anlaşma bu. ABD iade anlaşmasına uymadı. Gülen'in yakalanması ve tutuklanmasını talep ettik hem de 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle de tutuklanmasını talep ettik. Oda tv dün bir yayın yapıyor. Türkler iade talebinde bulunmuş ama ingilizcesini koymamış böyle bir şey olabilir mi?

TALEBİMİZİ YİNELEDİK

Türkiye olarak aramızdaki stratejik işbirliği vesilesiyle de biz bu talebimizi yineledik. ABD, terörsitbaşını Türkiye'yi iade etmezse bu Türkiye'deki ABD karşıtlığını en tavana çıkarmaktan, Türkiye ile ABD ilişkilerini kötü etkilemekten başka bir sonuç çıkarmayacak.Ya Gülen'i iade edecek ya da Türkiye'yi teröristbaşını himaye etmek suretiyle feda edecektir.

"CIA GÜLEN'iN KALBİNİN KAÇ DEFA ATTIĞINI BİLİYOR"

CIA'nin elinde bizden daha fazla delil var. Gülen'in kalbinin kaç defa attığını, gecenin karanlığında o malikanenin etrafında uçan sineklerin cinsiyetini bilen CIA'nın bu darbe girişiminin arkasında Gülen'in olduğunu bilmemesine imkan yok. ABD yönetimi Türkiye ile işbirliği yapmalı.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/19/adalet-bakani-bozdag-abd-yetkili-makamlarinin-tercih-hakki-yoktur

[Edited at 2016-08-19 15:33 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"Fetö'cüler bu hipnozdan neden çıkamıyor" Aug 19, 2016

--Alıntı--
Yazan: Hüseyin Gülerce (Eski Fetullahçılardan)
19 Ağustos 2016 Star gazetesi
----------------------------------------------------

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) lideri Fetullah Gülen’e artık FETO diyoruz. İsmini bile ağzımıza almak istemiyoruz.

15 Temmuz kanlı darbesi, FETO’yu sorgulamamızı daha da derinleştirdi. Hemen herkes şunu soruyor: Bu hain yapının CIA ile birlikte çalıştığını, 40 yıldır Türkiye’yi işgal projesinin taşeronu olduğunu gördük, anladık. Ama masum insanları tankla ezecek, helikopterlerden halkın üzerine ateş açacak, F-16’larla polislerimizi topluca katledecek, Meclis’i, Cumhurbaşkanlığını bombalayacak kadar cani, canavar olabileceklerini hiç tahmin etmedik/edemedik... Nasıl oluyor da, bizim göz bebeğimiz ordumuz içinden böylesine canavarlar çıktı? Nasıl oluyor da bu generaller, subaylar bir emekli vaizi dinliyor, onun sözünden çıkmıyor?

Hadi tabandaki hipnoza teşne sıradan insanları anladık. Lakin profesörler, generaller, işadamları, doktorlar, mühendisler nasıl oluyor da FETO’ya kayıtsız şartsız biat ediyorlar? Benim düşüncem şu:

1. En önemli sebep, Gülenistlerin çoğunun ortaokul-lise çağlarından itibaren, FETO’nun gerçekten “Seçilmiş Kurtarıcı-Mehdi”, ya da “Beklenen Salih Zat” olduğuna iman etmesidir. Onun, her konuyu Peygamberimizle istişare ettiğine, doğrudan -tövbe hâşâ- Allah’tan gelen emirlerle hareket ettiğine inanıyorlar. Hatasız olduğunu, her şeyin doğrusunu bildiğini, şimdiye kadar hiç yanılmadığını kabul ediyorlar. Sorgulamıyorlar, eleştirmiyorlar...

2. FETO’ya iman etmede en tesirli hipnozcular; “abiler, ablalar” sistemi içindeki itaatkâr köleler... Vicdanını, aklını ve iradesini FETO’ya teslim etmiş bu adamlar (mankurt, zombi, kurşun asker, uyur-gezer ne derseniz deyin) yapı içinde en fazla gaza gelenler, en fazla gaz verenler...

3. Menfaatlenme. Dışarıda bir işe yaramayacak kabiliyeti sınırlı tipler, Paralel Devlet Yapılanması içinde mevki, makam, imkân, itibar sahibi oluyor. Onlardan daha zeki, daha kabiliyetli insanların emniyet, yargı ve silahlı kuvvetlerde önü kesiliyor. İş dünyasında, ticari alanda da aynı haksızlıklar, kumpaslar yapılıyor. FETO’ya itaat devam ettikçe güç ve imkân sahibi olma artıyor. Hipnozdan çıkmayı zorlaştıran sebeplerin başında bu geliyor.

4. Sürekli kontrol altında tutuluyorlar. Gülenist yapı içinde görev elemanı haline gelen, ahlakı ve karakteri erozyona uğramış insanların, hipnozdan çıkıp kendileri olmalarına fırsat verilmiyor. Hayatlarının her safhasında, yapı içindeki mekanizmalarla kontrolde tutuluyorlar. Katalog ve kozmik evliliklerle aile yaşantıları bile sıkı kontrole alınıyor.

5. Tek yönlü beslenme sistemine mahkûmlar. Okuyacakları gazeteden, seyredecekleri TV kanallarına kadar her şey belirlenmiş. Öyle ki, ben iki yıl önce öğrendim, mütevellilerde Zaman gazetesinde hangi yazarların okunacağı bile tebliğ ediliyor. Sadece Gülen’in kitaplarının okunması, Sızıntı’dan başka dergi alınmaması, onları FETO’nun dünyasına hapsediyor.

6. Her sahadaki güç ve imkân, hipnozun ve itaatin gücünü artırıyor, büyük bir koruma sağlıyor. Nereye işleri düşse oluyor. Karşılarına kim çıksa ezip geçiyorlar. Bu koruma onları kibir sahibi yapıyor. Kibir ve güç onları zehirliyor. Akıl, devreden çıkıyor.

7. Telefon dinlemeleri, gizli kayıtlar, şantaj, kumpas ve tezgâhlardan tepedeki FETÖ’cüler haberdar oldukları için “hedefe az kaldı, geliyoruz/geldik sayılır” inancı, hainlerin FETO’ya bağlanmalarını daha da artıyor.

8. İnsan iyiliğin kölesidir. Özellikle fakir/dar gelirli ailelerin çocukları burslarla, özel ilgi ve ihtimamla köleleştiriliyor. Daha sonra da sürekli korundukları, kollandıkları için hipnozdan çıkamıyorlar.

--------------
Kaynak: Star (Eski Fetullahçı Hüseyin Gülerce'nin yazısı) -> http://haber.star.com.tr/yazar/fetonun-hipnozundan-neden-cikamiyorlar/yazi-1135006


[Edited at 2016-08-19 13:56 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"FETÖ'nün sapkınlık ve hezeyanları 1" Aug 19, 2016

--Alıntıdır--

Internet Haber Merkezi 18:00 Ağustos 18, 2016 Yeni Şafak

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, 30 yıl boyunca örgüt mensuplarına yaptığı konuşmalarında İslam'a aykırı ve mantık dışı fetvalar verdi. 15 Temmuz'daki hain darbe girişiminin ön hazırlığı da, Gülen'in sohbetlerinde fazlasıyla yer bulmuş. İşte onlardan bazıları...

http://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/fetonun-sapkinlik-ve-hezeyanlari-1-2106305

http://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/fetonun-sapkinlik-ve-hezeyanlari-1-2106305


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
"Bakan Ala: '7000 istihbarat elemanının 6500'ü FETÖ'cüydü" Aug 19, 2016

--Alıntı--

Hürriyet Haber
19 Ağustos 2016 - 16:36 Son Güncelleme : 19 Ağustos 2016 - 18:36


İçişleri Bakanı Efkan Ala, "Bizim şu anda emniyette daire başkanlığı seviyesinde bir istihbarat örgütümüz var. Bu İstihbarat Daire Başkanlığı'nda 17-25 Aralık'tan önce yaklaşık 7 bin çalışandan 6 bin 500'ü FETÖ mensubuydu. Buranın durumu yükseltilecek, belki daire başkanlığından başkanlık seviyesine, şimdi çalışıyoruz. Onların hepsi temizlendi, başka yerlere tayin edildi, gönderilenler oldu, çıkarılanlar oldu. Jandarmada bir istihbarat başkanlığımız var. Bu da yeniden yapılanacak" dedi. Ala, göreve geldiğinde 81 ilin 74'ünün emniyet müdürünün de FETÖ'cü olduğunu açıkladı.

İşte NTV yayında konuşan Ala’nın sözlerinden satır başları:

Elazığ’daki saldırı intihar saldırısı ve bir minibüsle düzenlendi. Diyarbakır’dan yola çıkıp köy yollarından gelmiş. Orada bir kameraya takılıyor. Ama bu plaka bildirilmiş plaka değil.

Yüzlercesi yakalanıyor ama yakalanamayan birisi de bu patlamayı yapıyor. Elazığ’da patlamanın olduğu yerdeki duvar son olaylardan sonra yükseltilmiş bir duvar ve bu olayda çok faydası görüldü.

Nusaybin’deki operasyonlarda fazla sayıda şehit gelince yapılan değerlendirmelerde yeni bir konsepte geçildi ve ondan sona hızlı bir biçimde netice alındı ve çok az sayıda şehit verildi.

Siz karar veriyorsunuz ama orada işlemi yapacak komuta kademesidir. Fetö terör örgütü teröristlere yardım etti. Çok açık bir gerçektir bu. Van’da bir araç yanıyor ve o araç yanarken araç emniyetin aracı. Sapasağlam emniyet aracını o yanan aracın üzerine atan yine bu örgüte bağlı polislerdi.

6-7 Eylül olayları sırasında zırhlı polis aracından kadınların üzerine maytap atan polisleri belirledik ve görevden aldık.
Biz şunu garanti etmeliyiz devlet olarak: Kim hainlik yaparsa devletin kurallarına aykırı hareket ederse onu soruşturur ve gereğini yaparız.

İSTİHBARAT YENİDEN NASIL YAPILANACAK

Bizim şu anda emniyette daire başkanlığı seviyesinde bir istihbarat örgütümüz var. Bu İstihbarat Daire Başkanlığı'nda 17-25 Aralık'tan önce yaklaşık 7 bin çalışandan 6 bin 500'ü FETÖ mensubuydu. Onların hepsi temizlendi, başka yerlere tayin edildi, gönderilenler oldu, çıkarılanlar oldu. Buranın durumu yükseltilecek, belki daire başkanlığından başkanlık seviyesine, şimdi çalışıyoruz. Jandarmadaki istihbarat başkanlığımız da yeniden yapılanacak, içerideki kişilerin performansı değerlendirilecek, bu yapılara ait olanlara izin verilmeyecek ve onlar değiştiriliyor. İçişleri Bakanlığındaki istihbarat birimlerinin hepsinin hem yapısı hem teşkilat şeması hem de fonksiyonları yeniden ele alınıyor. Burada çeşitli alternatifleri hem Cumhurbaşkanımıza hem de Başbakanımıza sunacağız. Hükümetle alacağımız kararlarla da sonuca ulaşacağız

İstihbarat teşkilatlarının yapısı ve fonksiyonları yeniden ele alınıyor. MİT’in hem yağısı hem fonksiyonu eksiği fazlası hepsi ele alınıyor. Bir de aldığı istihbaratı çok daha iyi değerlendirecek olan bir kurumsal yapının ihtiyacı görülüyor. Bu da yapılacak. Devletin istihbarat örgütlerinin aldığı istihbaratı değerlendirip oluşacak politikaların oluşmasına katkıda bulunacak değerlendirecek bir kurum bir koordinasyon birimi oluşacaktır.

Daha çok istihbarat örgütlerinin birden çok ayrı ayrı ve güçlü olmalarında yarar var.

“MİT DIŞ, EMNİYET VE JANDARMA İSE İÇ İSTİHBARATA BAKACAK”

MİT ağırlıklı olarak dış istihbarata bakacak. Ancak iç istihbarata ne kadar görevli olacak ona bakıyoruz. Jandarma ve emniyet istihbarat da iç istihbarata bakacak. Ancak farklı kararlar da alabiliriz.


Şu anda MİT koordine ediyor istihbaratı. Yeni bir koordine birimi oluşturursak o kurum tüm istihbarat teşkilatlarından aldığı bilgileri koordine edecek.

EMNİYETTE HALA BU ÖRGÜTE AİT POLİS VAR MI?

Şimdi kripto olarak gizlenmiş 50 kişi 60 kişi belki oluyor. Buna dünya üzerinde söylenebilecek en son kelime cemaattir. Daha da olur var yani tespit edilen. Açığa aldığımız sayısı da çok fazla. 81 il emniyet müdüründen 74’ü bunlardandı 17-25 Aralık sonrasında geldiğimde. Daire başkanlarının yüzde 90’ı bunlardandı onları da aldık.

Yasa çıkardık ve polis kolejlerini kapattık. Öğrencilerini dağıttık. 35 bin polisin birimlerini değiştirdik. Hatta bir kısmını çıkardıktan sonra emekli ettikten sonra dava açıp geri geldiler. Çünkü yargı da onlardandı, yeni düzenleme yaptık.

POLİSTE AĞIR SİLAH OLACAK MI?

Şimdiden attık ve alıyoruz. Gücün dengelenmesi lazım. Ayrı ayrı silahları olmalıdır. Güçlerin sivil halka tehdit olmayacak şekilde kurgulanması lazım.
Bu şekilde dizayn ettiğinizde ayrı ayrı güçlü silahlar bağlı birimleriniz olur.

“15 TEMMUZ’DA MİT’İN FÜZELERİ KULLANILDI”

Hem terörle mücadelede hem de bu tür işlerde bir saldırı olduğu zaman, F 16’ları kaldırdılar ve milleti bombaladılar o zaman bile MİT’in elinde olan birkaç füze işimize yaradı TBMM’ye gönderildi ve atıldı.

“ADİL ÖKSÜZ’Ü İKİ BİRİM ARIYOR”

Adil Öksüz için emniyette ve jandarmada iki birim kuruldu. Bir şey diyemeyiz şu anda arıyoruz.

ÖZEL HAREKAT POLİSİ ALIMINDA KPSS ŞARTI NEDEN KALDIRILDI

Şu anda 10 bin polis için şu an itibariyle ilana çıkmışız. KPSS’de 60 ve üzeri olanlar müracaat ediyor. Ama özel harekata alacağımız adaylardan KPSS’yi kaldırdık. Bir de askerlik şatı arıyoruz. İlana çıkacağız daha çıkmadık. KPSS şartını kaldırdık. Neden? Geçtiğimiz nisan ayında biz özel harekat için 4 bin kişi ilana çıktık. KPSS şartı aradık 50 ve üzeri diye. 4 bin kişi için 7 bin kişi başvurdu. Elemelerden sonra elimizde kimse kalmıyor.

Şimdi 10 bin kişi için ilana çıkıyoruz isteriz ki 100 bin kişi başvursun. Biz 15 Temmuz gecesi Ankara’ya doğu ve güneydoğudan özel harekat polisi getirttik. Ankara’ya inemediğimiz için Nevşehir’den intikal ettirdik.

Yeri: http://www.hurriyet.com.tr/bakan-ala-7000-istihbarat-elemaninin-6500u-fetocuydu-40201691


============
ADO_YORUM: Bakan beyin verdiği bilgiler tek kelimeyle "KORKUNÇ". "Türkiye Cumhuriyeti, laik, demokratik... bir hukuk devletidir.." diye diye neler döndürülmüş devletin kurumlarında. Çok acı. Çoook acıııııı. Düşünün yani kaç yıllık Mismanagement !!!

[Edited at 2016-08-19 16:08 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Törökország
Local time: 06:42
Tag (2007 óta)
német - török
+ ...
TÉMAINDÍTÓ
15-16 TEMMUZ 2016 "BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARAMADI - KAÇINNNNNN" Aug 19, 2016

ADO_YORUM: Ayrucaaa: 15 Temmuz aykontisinde (daha darbenin ne yön alacağı belli değilken) "taraflara" bilmem ne tavsiye eden de Ami'ler (USA'lılar); ABD Dışişleri Bakanlığı değil miydi. Ne demek taraflar?? Şapa oturdunuz. Okumuş cahillersiniz + dünyayı karıştıran uğursuz öğütücüsünüz + Vietnam, Afganistan, Orta ve Güney Amerika Ülkeleri, İran, Türkiye ve daha birçok yerde NEFRET edilen insansılarsınız ey ABD kurumsal yöneticileri. Birçok günahsız halkla birlikte; olan gariban Amerikan halkına da oluyor. Al vergiyi dünyayı bombala-karıştır-şer güçleri örgütle/destekle/kur/yönet... süper gücüm diye böbürlen... Yazık çok yazıkkkk!!! Elbet birgün bu şişkomanyak gücünüzü yitireceksiniz ey Gringo'larrr !!!

ÇOK ACI BİR ÖRNEK: Salvador Allende'ye karşı 11 Eylül 1973 tarihli ABD/CIA yapımı "Golpe de Estado"

1973 Şili Darbesi -> https://tr.wikipedia.org/wiki/1973_Şili_Darbesi

"ABD Hükümeti 17 Eylül 1970 tarihli bu belge ile amacı Salvador Allende'yi devirmek olan FUBELT projesini başlatıyor." -> https://tr.wikipedia.org/wiki/1973_Şili_Darbesi#/media/File:Genesis_FUBELT.jpg

Project FUBELT -> https://en.wikipedia.org/wiki/Project_FUBELT
Proyecto FUBELT -> https://es.wikipedia.org/wiki/Proyecto_FUBELT
Project FUBELT - The CIA in Chile -> http://projectfubelt.blogspot.com.tr/

Çili hərbi çevrilişİ -> https://az.wikipedia.org/wiki/Çili_hərbi_çevrilişi_(1973)

Golpe de Estado en Chile de 1973 -> https://es.wikipedia.org/wiki/Golpe_de_Estado_en_Chile_de_1973

1973 Chilean coup d'état -> https://en.wikipedia.org/wiki/1973_Chilean_coup_d'état

Putsch in Chile 1973 -> https://de.wikipedia.org/wiki/Putsch_in_Chile_1973
Der elfte September in Chile -> https://linksunten.indymedia.org/de/node/46640

DAHA...
"BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARDI" DEDİKLERİ 12 EYLÜL 1980 DARBESİNE
VE
"BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARAMADI -KAÇINNNN" DEDİKLERİ 15 TEMMUZ 2016 DARBESİNE GELEMEDİK BİLE...

__________
Vikipedi'den:
“ Ülkesinin insanlarının sorumsuzluğu yüzünden bir ülkenin komünist olmasına seyirci kalamayız. Meseleler, Şilili seçmenlerin kararına bırakılamayacak kadar önemlidir. „
— Henry Kissinger, ABD başkanı Nixon'un ulusal güvenlik danışmanı, daha sonra dışişleri bakanı

___________________________________________

[Edited at 2016-08-19 23:55 GMT]


Direct link Reply with quote
 
A témához tartozó oldalak:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

UYARI: Dikkat Scam

Advanced search


Translation news in Törökország





TM-Town
Manage your TMs and Terms ... and boost your translation business

Are you ready for something fresh in the industry? TM-Town is a unique new site for you -- the freelance translator -- to store, manage and share translation memories (TMs) and glossaries...and potentially meet new clients on the basis of your prior work.

More info »
Across v6.3
Translation Toolkit and Sales Potential under One Roof

Apart from features that enable you to translate more efficiently, the new Across Translator Edition v6.3 comprises your crossMarket membership. The new online network for Across users assists you in exploring new sales potential and generating revenue.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Terminológiai keresés
  • Munkák
  • Fórumok
  • Multiple search